23 Kasım 2011 Çarşamba

beyaz kale


Okuduğum ilk Pamuk kitabı.
Sevgili dostumun ısrarla, okumaya Cevdet Bey ve Oğulları'ndan başla! demesine rağmen kütüphanede sadece Beyaz Kale'yi bulabildim.
Hoca lakaplı bir türk ve venedikli bir köle, zaman 17. asrı gösteriyor.
Tek karakterde bütünleşmiş iki ana karakteri var romanın. Birbirlerine her yönden benzeyen iki adam efendi ve köle. Aynaya baktıklarında aralarında tek bir fark var o da birisinin sakallı olması bunun dışında ikiz kardeş gibiler.. Yıllarca süren bir dostluk evet ben bunun adını dostluk koydum aslında tek yaptıkları şey dört duvar arasında zihinsel muharebe, fikirsel üstünlük kurma çabası, insantekinin en büyük açlığı ben olma duygusu.. Ben kimim neyim neyliyorum sorularına cevaplar arama, iyilik yaparak olmadı kötülük yaparak yahut insanlara kötülüklerini itiraf ettirerek alınan haz. Sayfa bazında Pamuk un en kısa romanı olmasına rağmen düşünsel dünyada bir hayli yoğun bir eser.
Akıcı ve durgun, heyecanlı ve gereksiz. Tüm sıfatları bir araya getirmiş insanı bu kitap Şu'dur tanımını yapmaktan mahrum edebilmiştir.
Kitap benim için yeterli bir dile sahipti, anlatım güçlü olmasa dahi eski İstanbul üzerine bir hayli okuduğum için zaten hazır olan bir hayal dünyasına yerleştirdiğim karakterleri zorlanmadan oynattım ve seyrettim. Bu konuda sönük kalabilir bazı zihinler için.
Ve gizem, ziyadesiyle karmaşa, basit bir konuyu sona doğru karıştırmaya çalışan bir Pamuk, romanı da bu kafa karışıklığı üzerinden nihayete erdirip okuyucunun aklında iki dakikalık bir soru işareti. İki dakika diyorum çünkü Pamuk romana ilaveten 3-5 sayfa nelerden kimlerden etkilenmiş ne anlatmak istemiş ve hangi şifreleri kullanmış tek tek açıklıyor, işte sadece bu en sondaki 3-5 sayfalık açıklama sebebiyle ilginç, çok ilginç dedirtebilen bir kitap.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder