6 Aralık 2016 Salı

Selamlaşma Hakkında



Yüce Allah, Adem Aleyhisselamı yarattığı zaman, ona:
"Haydi, şu melekler cemaatının yanına git de, onlara 'Esselâmü aleyküm diyerek selam ver.
Senin selâmına onların nasıl karşılık vereceklerine bak! Söyleyeceklerine iyice kulak ver
Çünkü, o, hem senin, hem de senin zürriyetinin selamlaşmasıdır" buyurdu.
Adem Aleyhisselam gidip meleklere:
"Esselâmü aleyküm!" dedi.
Melekler de:
"Esselâmü aleyküm ve rahmetullah! Yahut:
"Ve aleykesselâmü ve rahmetullah!" dediler. Selamlarına "Rahmetullah" sözlerini ekledirler.

Peygamberimiz Aleyhisselam, bir mecliste otururken, bir zât gelip: "Esselâmü aleyküm!" diyerek selam verdi.
Peygamberimiz Aleyhisselam onun selamına karşılık verdi. Adam oturunca, Peygamberimiz Aleyhisselam:
"On sevap kazandı!" buyurdu.
Sonra başka bir adam geldi ve "Esselâmü aleyküm ve rahmetullah!" diyerek selam verdi.
Peygamberimiz Aleyhisselam, onun selamına karşılık verdi. Adam oturunca, Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Buna yirmi sevap var!" buyurdu.
Sonra başka bir adam geldi ve:
"Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü!" diyerek selam verdi.
Peygamberimiz Aleyhisselam onun selamına karşılık verip adam oturunca:
"Buna da, otuz sevap var!" buyurdu.
O sırada, meclisten bir adam kalkıp selam vermeden gitti.
Bunun üzerine, Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Arkadaşınız unuttuğu şeyi (selam vermeyi) ne çabuk da unuttun  Sizden biriniz meclise gelince selam versin, oturmayı uygun görürse otursun!
Meclisten ayrılmak için kalkınca da yine selam versin!
Verilmeye layıklık ve gereklilikte, önceki selam sonrakinden farklı değildir" buyurdu.
Hz. Ömer der ki:
"Ben bir gün Ebu Bekir'in terkisinde giderken, Ebu Bekir rastladığı insanlara:
'Esselâmü aleyküm!' diyor, onlar:
'Esselâmü aleyküm ve rahmetullah!' diyorlardı.
Ebu Bekir
'Esselâmü aleyküm ve rahmetullah!' diyor, onlar:
'Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh!' diyorlardı.
Bunun üzerine, Ebu Bekir
'Bugün insanlar selam faziletinde bizi pek çok geçtiler!1 dedi."
Selam vermek veya verilen selamı almak, Müslümanın Müslüman üzerindeki haklarındandır. Selamlaşmakta cimrilik etmek, iyi sayılmamıştır.
Peygamberimiz Aleyhisselam; evine selam vererek giren kimsenin hem Allah'a karşı korunmuş olacağını, hem de bunun kendisine ve ev halkına bereket getireceğini haber vermiştir.

Selam Verme ve Almanın Hükmü ve Âdâbı
Selam vermek nafile bir ibadet olmakla beraber, verilen selamın alınması gerekmektedir.
 Selam verilirken de:
1- Binitli olan, yayaya,
2- Yaya, oturana,
3- Azlık, çokluğa,
4- Yaşça küçük olan, büyük olana önce selam verir.
5- Selamı cemaat içinden birisine tahsis ederek vermek mekruhtur ve Kıyamet alâmetlerindendir.
6- Tanıdığına ve tanımadığına selam vermek İslâm'ın hayırlı hasletlerindendir.
7- Peygamberimiz Aleyhisselam; Mekke'nin fethinde yanına gelen ve kendisine selam veren amcası Ebu Talib'in kızı Ümmü Hani Hatuna:
"Merhaba=hoşgeldin Ümmü Hani!" buyurdu.
Yanına geldikçe Hz. Fâtıma'ya da:
"Merhaba kızcağızım!" buyurup, onu sağına veya soluna oturttuğu bildirilmektedir.
8- Müslüman olmayanların verdikleri selama "ve aleyküm!" denilerek mukabele edilir.
9- Mü'min kardeşi ile selamlaşmak, musafaha ile tamamlanır. 
Musafaha; iki kişinin, esenleşmek için birbirlerinin ellerini-avuç içleri birbirine yapışacak biçimde-tutuşmalarına ve yüzyüze gelmelerine denir.
10- Enes b. Malik der ki:
"Biz:
Yâ Rasûlallah! Bazımız bazımıza (hürmeten) eğilebilir mi?' diye sorduk. Resûlullah Aleyhisselam: 'Hayır!' buyurdu.
[11-12.] 'Bazımız bazımızla kucaklaşabilir mi?' diye sorduk. Resûlullah Aleyhisselam: 'Hayır! Fakat, musafaha ediniz!' buyurdu." "Bir adam:
'Yâ Rasûlallah! İçimizden biri, bir din kardeşi veya bir dostu ile karşılaşınca, ona (hürmeten) eğilebilir mi?' diye sordu. Resûlullah Aleyhisselam: 'Hayır!' buyurdu.
'Onu kucaklayabilir ve öpebilir mi?' diye sordu. Resûlullah Aleyhisselam: 'Hayır!' buyurdu. Adam:
'Onun elini tutar ve kendisi ile musafaha yapabilir mi?' diye sordu. Resûlullah Aleyhisselam: 'Evet!' buyurdu."
13- Ebû Mes'ûd el-Ensârî der ki: "Bir gün, Berâ' b. Âzib'e rastlamıştım.
Bana selam verdi. Elimi tutup yüzüme güldü ve:
'Sana niçin böyle yaptım, biliyor musun?' diye sordu.
Ona:
'Bilmiyorum! Fakat senin her yaptığın şeyde hayırdan başka birşey görmem!' dedim.
Bunun üzerine:
'Resûlullah Aleyhisselam da, bana rastlayınca, sana yapmış olduğumun tıpkısını bana yapmış ve niçin böyle yaptığını benden sormuştu.
Ben de senin şimdi bana söylemiş olduğun gibi söylemiştim.
Resûlullah Aleyhisselam da:
'Müslümanlardan iki kişi karşılaşırda birisi öbür arkadaşına selam verir ve elini tutarak musafaha yaparsa, Yüce Allah onların günahlarını-onlar daha birbirlerinden ayrılmadan önce-bağışlar' buyurmuştu' dedi."
Berâ' b. Âzib'in kendisi de:
"Resûlullah Aleyhisselam:
'Birbirlerine kavuşup da musafaha yapan iki Müslüman yoktur ki, onlar daha birbirlerinden ayrılmadan önce günahları bağışlanmış olmasın!' buyurdu" demiştir.
14- Küçük çocuklarla musafaha yerine onların üç kere başları sığanır, okşanır, kendileri için "Allah sana bereket versin!" diyerek dua edilir.
15- Erkeklerin kadınlarla musafaha yapmaları, el sıkışmaları caiz değildir.
Esma binti Zeyd Hatun, Peygamberimiz Aleyhisselamın bey'at etmek isteyen Ensar kadınlarına:
"Ben kadınlarla musafaha yapmam!" buyurduğunu;
Hz. Âişe de, Peygamberimiz Aleyhisselamın, kadınlardan bey'at alırken bile elinin onlardan hiçbirinin eline, avucunun onlardan hiçbirinin avucuna değmediğini bildirmiş; "Bey'atını sözle aldığı her kadına 'Git, senin bey'atını aldım' buyururdu" demiştir.
16- İslâm'da ilk topluca musafaha, Medine'ye geldikleri zaman, Yemenliler tarafından yapılmıştır.

Alıntı-- Asım Köksal İslam Tarihi 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder